10 Şubat 2026 Salı

"Lenfoma Belirtileri ve Erken Tanının Önemi"

Lenf sisteminde yer alan lenfositlerin kontrolsüz çoğalmaları sonucu oluşan lenfoma, en sık görülen hematolojik kanserler arasında yer alıyor

Lenf sistemi içinde yer alan lenfositlerin kontrolsüz çoğalması sonucu ortaya çıkan lenfoma, dünyada en sık görülen hematolojik kanserler arasındadır. Dünya genelinde her 100 bin kişiden 6-7'sine lenfoma tanısı konurken, 2020 yılında yaklaşık 544 bin yeni lenfoma vakası rapor edilmiştir. Türkiye'de ise bu durum daha da belirgindir; her 100 bin kişiden 10'unda lenfoma teşhisi konulmakta ve her yıl yaklaşık 10 bin yeni lenfoma vakası ile karşılaşılmaktadır. Bu veriler, lenfomanın Türkiye'de önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir.

Lenfoma, Hodgkin ve Hodgkin dışı olmak üzere iki ana gruba ayrılır ve erken tanı, hastalığın seyrinde hayati bir önem taşımaktadır. Acıbadem International Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Tülin Tuğlular, hastalık erken evrede yakalandığında tedavi başarısının önemli ölçüde arttığını vurgulayarak, tedavide genel hedefin hastalığı tamamen yok etmek olduğunu belirtmektedir. Son 20 yıl içinde uygulanan immünoterapiler ve hedeflenmiş ilaçlar gibi yeni tedavi yöntemleri ile lenfoma artık tedavi edilebilir bir hastalık haline gelmiştir.

Lenfomanın oluşumunda, genetik hasarların ve bağışıklık sistemini uyarıcı faktörlerin birleşimi önemli bir rol oynamaktadır. Genellikle 50-70 yaş aralığında görülse de, ergenlik dönemindeki gençlerde de lenfoma vakalarına rastlanabilmektedir. Hastalığın görülme sıklığı yaşla birlikte artarken, cinsiyet de dikkate değer bir risk faktörüdür. Lenfoma, erkeklerde kadınlara göre 1.5 kat daha fazla görülmekte; bunun nedeni henüz net olarak aydınlatılamamıştır. Öte yandan, immün yetmezliği olan kişiler, HIV taşıyıcıları ve organ nakli olan bireylerde lenfoma riski daha yüksektir. Ayrıca, otoimmün hastalıkları olanlar, Epstein Barr Virüsü (EBV) ya da Hepatit C gibi bazı enfeksiyonları geçirmiş kişilerde de risk oranı artmaktadır. Genetik etkenlerin yanı sıra, benzen, radyoterapi ve tarım ilaçlarına maruz kalmanın da lenfoma gelişiminde etkili olduğu bilinmektedir.

Lenfomanın en yaygın ilk belirtisi, boyun bölgesinde oluşan ağrısız lenf bezi büyümesidir. Prof. Dr. Tülin Tuğlular, koltuk altı ve kasık bölgelerinde de benzer şekilde lenf bezlerinin büyüyebileceğini belirtmektedir. Genellikle sert ve lastik kıvamında olan bu lenf bezlerinin yanı sıra ateş, gece terlemesi, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı ve kaşıntı gibi bulgular da gelişebilir. Hastalık ilerledikçe genel sağlık durumunda bozulma, aşırı kilo kaybı ve organ fonksiyonlarında düşüş gözlemlenebilir.

Birçok lenfoma türü yavaş bir seyre sahip olabilir ve bu nedenle belirtiler uzun süre fark edilmeyebilir. Özellikle kış aylarında, boyundaki ağrısız şişliklerin grip veya farenjit gibi geçici enfeksiyonlardan kaynaklandığı düşünülerek hastalar hekime başvurmayı geciktirebilmektedir. Prof. Dr. Tülin Tuğlular, boyundaki ağrısız şişliklerin lenfomanın ilk sinyali olabileceğini vurgulayarak, özellikle boyunda 3-4 haftadan uzun süren ağrısız şişliklerde, açıklanamayan ateş, kilo kaybı ve gece terlemesi gibi durumlarda doktora başvurmanın önemine dikkat çekmektedir.

ÖNCEKİ HABER

"Müzeyyen Senar, Ölüm Yıldönümünde Anıldı"

SONRAKİ HABER

"İzmir'de Fotoğrafçılığın Doğuşu Söyleşisi"