Derin ven trombozu (DVT), bacaklardaki derin toplardamarlarda kan pıhtısı oluşması ile gelişen ciddi bir damar hastalığıdır. Genellikle bacaklarda ani şişlik, ağrı, sıcaklık artışı ve kızarıklık gibi belirtilerle kendini gösteren DVT, dünya genelinde her yıl yaklaşık 10 milyon kişide teşhis edilmektedir. Acıbadem International Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, bu belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini, aksi takdirde pıhtının akciğer damarlarına ulaşarak yaşam kaybına yol açabilecek pulmoner emboliye neden olabileceğini belirtiyor.
Yaz Aylarında Sıvı Kaybı Riski Artıyor
DVT’nin tetiklenmesine yol açan pek çok faktör bulunmaktadır; hareketsizlik, obezite, geçirilmiş ameliyatlar, kanser, ileri yaş ve hamilelik gibi durumlar pıhtı oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Özellikle yaz aylarında görülen sıcaklık artışı ve buna bağlı sıvı kaybı, kanın koyulaşmasına ve pıhtılaşma eğiliminin artmasına neden olabilmektedir. Dr. Ahmet Arif Ağlar, yaşlı, kronik hastalığı bulunan ve sürekli diüretik kullanan kişilerin bu riskin daha yüksek olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, uzun süreli hareketsiz seyahatler de DVT gelişme riskini artırmaktadır.
Yeterli Su Tüketimi ve Hareket Önerileri
Dr. Ahmet Arif Ağlar, yaz aylarında DVT riskine karşı alınması gereken önlemleri şu şekilde sıralamaktadır: Yeterli miktarda sıvı tüketimi, uzun yolculuklar esnasında düzenli aralıklarla hareket etme ve yüksek risk grubundaki bireylerin hekim önerilerine uyması oldukça önemlidir. 4-6 saatten uzun yolculuklarda, belirli aralıklarla kalkıp yürümek, bacaklarda kan akışını artırarak DVT riskini azaltabilir.
Belirtiler ve Acil Durumlar
DVT’nin en sık görülen belirtileri arasında tek bacakta gelişen şişlik, ağrı, hassasiyet, sıcaklık artışı, ciltte kızarıklık ya da morarma, yüzeyel toplardamarların belirginleşmesi yer almaktadır. Bu belirtiler, saatler veya günler içinde artış gösterebilir. Ancak, bazı durumlarda DVT belirti vermeyebilir; özellikle baldırlardaki pıhtılar sessiz seyredebilir. Bu noktada, pıhtının kopması sonucu gelişen pulmoner emboli, hayatı tehdit eden bir durum olarak kendini gösterebilir. Dr. Ağlar, aniden başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı, kanlı balgam ve bayılma gibi şikayetlerin ortaya çıkması durumunda, zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtmektedir.
Tedavi Yöntemleri ve İlaç Kullanımı
DVT tedavisinin temel amacı, pıhtının büyümesini durdurmak ve akciğerlere ulaşmasını önlemektir. Günümüzde, hem ilaç tedavisi hem de girişimsel yöntemlerdeki gelişmeler sayesinde, uygun hastalarda oldukça başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Antikoagülan (kan sulandırıcı) ilaçlar, DVT tedavisinin temelini oluşturarak pıhtının doğrudan eritilmemesini sağlasa da büyümesini engelleyerek vücudun doğal yollarla pıhtıyı çözmesine yardımcı olmaktadır. Yeni nesil ağızdan alınan kan sulandırıcı ilaçlar tercih edilmekte, bazı durumlarda ise tedavi düşük moleküler ağırlıklı heparin içeren enjeksiyonlarla başlanmaktadır.
Girişimsel Yöntemler ve Modern Teknolojiler
Özellikle kasık ve leğen kemiği seviyesindeki büyük toplardamarları tutan, ileri düzey pıhtıların olduğu durumlarda veya ilaç tedavisine rağmen ilerleyen vakalarda girişimsel yöntemler gündeme gelebilir. Dr. Ahmet Arif Ağlar, son yıllarda damar cerrahisi ve girişimsel radyolojideki teknolojik gelişmeler sayesinde DVT tedavisinin oldukça başarılı sonuçlar verdiğini ifade etmektedir. Günümüzde birkaç milimetrelik kateterlerle, pıhtı ilaçla eritilebilmekte (trombolitik tedavi), mekanik cihazlarla parçalanıp vakumla çıkarılmakta (trombektomi) veya her iki yöntem bir arada uygulanabilmektedir. Nadir durumlarda, pıhtı açık cerrahi yöntemle çıkarılmaktadır.



